Gezi Parkı sürecinin coşku veren gazetesi Yeni Şafak, önce "reklamcıların şantajı", sonra "yabancı ajanların" varlığına bağladığı eylemleri, yeni keşifleriyle sürdürdü.
İstihbarat dairesinin güzide muhabiri Tahir Bey'in günlük mönüsünde sıra Beyaz Kuvvetler'indi. Özel Harp Dairesi’ne bağlı Beyaz Kuvvetler devreye girerek grupları yönlendirdiler haberi, içerik olarak üç aşağı beş yukarı aynıydı. Yalnız, provokatörün her gün kılık değiştirmesi enteresandı tabii...
Gazete, Erdoğan'ın yurt dışında olmasının da etkisiyle ilk sayfadan RTE'siz çıkarken, Arınç ve Gül'ün görüşmesinin getirdiği havayla "sağduyuya" vurgu ön plandaydı.
GERİLİM DÜŞTÜ manşetinde Arınç'ın polisin şiddeti için özrünün yanında, normal şartlarda haberleri pek büyütülmeyen BDP ve MHP'nin "eylemlere açıktan destek vermediği" için teşekkür edilmesi de oluşturulan "sağduyu iklimine" katkı yapması için ön plana çıkarılmıştı. Hatta Kılıçdaroğlu'nun "Hepimiz ders çıkarmalıyız" ve Bahçeli'nin “Gaz yesek de gaza gelmeyiz” sözleriyle, otoriteye hiç dokunmayan, ama meydandakilere giden mesajlar başlığa alınmıştı.
Ayrıca bu gibi kriz durumlarında sıkça başvurulan ekonomik kayıp haberi de yerli yerindeydi. Gazetenin "Türkiye kaybetti" haberinde "Borsaİstanbul bir günde 33 milyar dolar kaybetti. Faizlerin
yükselmesiyle 1 yılda devlet kasasından 1 milyar TL çıkacak. Sokakta
zarar 70 Milyon TL" ifadeleriyle, mali gerçekler vatandaşımızın yüzüne bir kapı gibi çarpıldı. Yani Hasnun Amca'mızın "Yiğit Bulut o kadar delirdi de, boşuna değildi. Üç ağaç için yaptığınız goygoy, 33 milyar dolarımıza mal oldu. Nedir yani?" serzenişinin haberleşmiş halini görmekteydik sayfamızın alt köşebendinde.
Ekonomiden anlamam. Dolayısıyla o gün verilen rakamların - ne kadar meblağ olduğunun bence hiçbir önemi yok! - şişirilip şişirilmediğini ayrıca teyit gerekir. Yok, 33 milyar iyi para; hani doğruysa ben de Jölekeş Yiğit'in peşine gideceğim de, ondan dedim.
Sayfanın altında bulunan Abdullah Cömert'in ölüm haberiyle ilgili paklama çalışmalarına da değinelim. "Ölüm nedeni silah değil" başlığı, hayatını kaybeden Abdullah'ın haber spotunda olağan şüpheli olarak bile "polis" ifadesi bile geçmezken, acılı ailenin medya mensuplarına tepkili olduğundan dem vuruluyor. Sabır isterim ben yaradandan...
