6 Ağustos 2013 Salı

6 Haziran: Houston, beni duyuyor musun?

Gezi Parkı direnişinin beşinci günü biterken, yeni üretimlerine devam eden güzide gazetemiz Yeni Şafak, yememiş-içmemiş ve dört başı mamur bir habere daha imza atmayı başarmıştı. 6 Haziran tarihli gazetemizin sürmanşetinde, Tamer Alperen "Houston'dan ölüm emri" isimli kürdili hicazkar makamından çalan çalışmasıyla gözlerimizi yaşarttı. Haberimize buyrun:

"Gezi Parkı eylemlerini organize eden örgütlerin kullandığı "Zello" adlı internet programının gösterilerden önce Türkiye'deki grupların kullanımına açıldığı ortaya çıktı. ABD'nin Houston kentindeki bir IP adresinden eylemcilere "Ölseniz de çekilmeyin, bir şey yapamazlar" talimatı verildi.

İstihbarat birimleri, Gezi protestosunun hükümete yönelik şiddet eylemlerine dönüşmesinde ABD'den gönderilen talimatların etkili olduğunu belirledi. Tespitlere göre, İP, CHP'liler ve sol örgütlerin oluşturduğu 200 bin kişilik kitle, cep telefonlarını telsiz gibi kullanma imkanı veren Zello haberleşme ağıyla yönlendirildi."


Haber o kadar absürddü ki, daha sonra bu konuya - diğer pek çok haberlerinde olduğu gibi - gönderme bile yapamadılar. Yine istihbarat kaynaklı, ama içinde "IP adresleri dışında" somut (!) veri bulundurmayan bu doldur-boşaltta, "İP, CHP ve bir kaç sol örgüt" tanımı yerli yerindeydi. Tüm iddiların ömrü bir ya da iki günlüktü belki; fikri takip yoktu. Ancak bu konuda bir istikrarın var olduğunu es geçmeyelim. Baştan beri, kitle hep aynıydı: İP, CHP ve kıçıkırık bir kaç sol...

"Talep değil muhtıra" diye duyurulan haber, Taksim Dayanışması ile hükümet arasındaki ilk somut görüşmeye yönelikti. "Heyettekilerin sıraladığı istekler, uzlaşma ümidini azaltan cinstendi" yorumu, gelecekte de olayların nasıl görülmek istendiğine dair bir fikir verebilirdi. Demek ki, "yenilgi" hissiyatı uyandıracak her ifade, yorum ve resimden özenle uzak durulmalıydı.

"Kalabalıkta 75 örgüt lideri tespit edildi", Ankara'da gençleri provoke eden "diplomatik provokatör" Shayan Shamloo, ABD'li ajanlar gibi bilumum "Çin işi-ajan işi" içeriklerimiz de, hava raporu kadar rutin hale gelmiş ve aralara serpiştirilmişti. Bir gün sonra olmayacaklarından, ciddiye almaya değmez. Tıpkı iki gün Miraç Kandili'nde sokak savaşı yapılıp isyan çıkacağına dair safsatalarına hiç yayınlamamışlar gibi davranıp, "Eller af ve barış için açıldı" mistisizminde durulmak gibi...