17 Temmuz 2013 Çarşamba

3 Haziran: Sondaj başlasın



Güzide yayın organımız ve etki-tepki içinde olduğu Bilecikli olaydan bi-haber farazi okuyucumuz Hasnun Galip Amca arasındaki etkileşimin üçüncü günündeyiz. (Hasnun Galip kim? Bkz. 1. gün)

3 Haziran. Gezi'de komün kurulmuş, şarkılar, türküler var. İnsanlar tartışıyor ve gördüklerine şaşırıyor. Yeni kurulan kütüphaneye kitaplar taşınıyor. Çiçek ve bahçe sulamaları başlamış. Kürt hareketi kampında coşkulu halaylar var. Bunları - hâşâ - göremeyeceğimiz sayfalarında, bakalım gazetemiz, cilalı masasının başından neler yazmış?

"Reklam şantajı" manşetiyle çıkan Yeni Şafak, "Uluslararası ajansların Türkiye temsilcileri Taksim olayları başlar başlamaz gazete ve televizyonlara verdikleri ilanları durdurdu" derken, olayın "reklam üzerinden siyasi operasyon" görüntüsü verdiğini iddia ediyor. Yani altını "Houston, lobi, ajan, marjinalleri kıl, tüy" diye doldurmaya başlayacakları eylem için zemin çalışması görüyoruz. 

İlk iki günkü şok atlatıldıktan sonra, ufaktan sağcı refleksler belirmiş durumda: Her işin altında (her işin derken evde mayaladığınız yoğurt da dahil!) "yabancılar" (mümkünse İsrail, ABD, Batı-çatı, bilumum şer odakları) aramak gerekir. 

Önce şu MindshareWorld, MediaCom ve Universal'dan gelen açıklamayı aradım, tam bir metin bulamadım.Yeni Şafak'taki haberde, "ileriki tarihlerde verilecek ilanları gözden geçirecekleri iması şantaj olarak yorumlandı" yorumu var. Bir alttaki spot, gülünç: 

"Gösterileri sağduyulu veren gazete ve televizyonlar (efenim??) reklam ajanslarının öncelikli hedefi oldu. Yeni Şafak'a bilgi veren reklam yöneticileri, "Olağanüstü hallerde reklam iptalleri olur. Fakat ilk kez bu çapta iptaller oluyor. Reyhanlı patlamasında bile böyle bir hassasiyet yoktu" dediler. 

Altta ise yerli ajansların "rahatlığından" dem vurulmuş: "Yerli ajanslar ise yabancı ajansların aksine yaşanan olayların reklam politikalarını etkileyecek çapta olmadığını ifade ederek rutin programlarını sürdürdü. 

Manşetteki alengirli mavzuların ardından, okurumuza yönelik daha damar mallarımız altta sıralanmış. "Göstericiler belediye otobüslerini yakıp, işyerlerini yağmaladı. Toplamda 18 belediye aracı, 4 otobüs, 89 polis aracı, 94 işyeri, 4 bina ve çok sayıda otobüs durağı yakıldı."

İçeride bu "yağma" haberi tam sayfa görülmüş. "Kamu zararı 20 milyon, özel kurumlarda tespit yapılamadı" diyor. Gören Hasnun Emmi'nin kan beynine sıçrıyor tabii. "Vay köpekler. Neler yapmışlar neler!" Devletin bu zararı hangi aracı sigorta korumuyla nasıl, ne şekilde ödeyeceğini insanlar bilmez tabii. "Yapanlar bu zalimler, ama zararı sizler ödeyeceksiniz" düşüncesi zerk edilir beyinlere.

"Yağmalanan" işyerleri, buna rağmen her gün yüzlerce Gezi insanına tuvaletini açtı, yemek verdi. Ha, öyleyse şu çıkıyor burdan: Yağmalasan da seviyoruz seni devrimci. Emniyet zabıtındaki rakamları yazıp duran gazete, Harbiye'de polis müdahalesinin belini kırmak için, ekmek teknesi otobüsünü yola enlemesine park ederek "siper" olan halk otobüsünü de buna dahil etmiş mi acaba? O efsanevi gözden mi kaçırmış gazete? Tüh tüh.

"Işıklar söndürüldü, tencere-tava işleriyle 28 Şubat provası yapıldı" haberinde olayı CHP'ye mal etme çabası var. Israrla CeHaPe'ye yamamaya çalışıyorlar, çünkü eğer iş onlara kalırsa alt etmek çok kolay. "Yasadışı örgütler sahnede" haberinde AKM'ye çekilen pankartlar ön planda. Arayıp da bulamadıkları mal, daha sonra ısıtılabilir. Rezervde dursun.

2.7 milyar ağaç dikildi haberi ise içeride yarım sayfa verilmiş. Orman Bakanlığı'ndan alınma basın bülteni kıvamında "2002'den bu yana ülkemizi yemyeşil yaptık" edebiyatı var. Hasnun Amca'ya "üç ağaç" ile "2.7 milyar ağacı" kıyaslama şansı veren bir haber. Çevreyse, onu da biz biliriz hamdolsun.