Bu e-yazıtı, yaşadığımız ülke tarihinin en şerefli günlerinden 31 Mayıs 2013'teki büyük Gezi Parkı eyleminin sebep olduğu coşkun ve karşı konulamaz eleştiri kültürüne minicik bile olsa bir katkı vermesi için oluşturuyorum. Yazdıklarımı ise, haysiyeti yerlerde sürünen, satılmış bir mesleğin mensubu olarak, salt haber yapmasına bile yöneticileri tarafından üç kuruş günlük menfaat için engel olunan bir ülkede dik duruşlu ve işsiz gazeteci arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Gerçeğin peşindeki yorgun mesaileri, yayınlamayan fotoğrafları, görüntüleri ve fikirleri için hepsine teşekkür borçluyuz.
Yeni ŞakŞak, adından anlaşılacağı üzere bir Yeni Şafak bozması. Fikir, ilk günden itibaren Gezi Parkı eylemlerinin karşısında yalan-dolanla dolu yayınlarını toplamaya başladığım Tayyip'in sevdiği gazetenin zıvanadan çıkması üzerine şekillendi. Elbette sadece Yeni Şafak değildi saçmalayan... Zengin Ferit'in gemisinden, CNN Türk'e, Star'dan Takvim'e, Sabah'a kadar hepsi, manşetler "tek mutfaktan" çıkacak kadar gerçeklerden (gazetecilikten demiyorum, çünkü yapılan daha çok tetikçilik) uzaktılar. Peki neden bu "dalga-dubara" sayfası için hareket noktası Yeni Şafak?
1. Çünkü bu süreçte haddini en fazla aşanı (Takvim'le birlikte) Yeni Şafak oldu. En fazla yalana başvuran ve tahammül sınırlarını zorlayan onlardı. Akit'in bu konuda belli bir standardı olduğu için, onlar kendi çerçevesi içinde beklentileri gerçekleştirdi. Ama geçmişteki haber dillerini kıyasladığımızda Yeni Şafak'ın bu süreçte eskiye rahmet okuttuğunu gördük. Örneklerini bu e-yazıt'ta ayrıntılarıyla sergileyeceğiz.
2. Yeni Şafak, simgesel olarak AKP iktidarının basındaki yansımasını temsil ediyor. Sonuçta bu başkaldırı özelde Erdoğan'a, genelde AKP zihniyetinin tekçi ve kimseyi ciddiye almayan bakışına karşı bir direnişti. Hükümetin basın takakkümünü temsilen "yandaşlığın" bir prototipi seçilecekse, bu elbette Yeni Şafak (TV olarak da 24) olabilirdi.
3. 28 Şubat'ta üzerine gelinmiş ve o dönemki duruşuyla haklı bir gurur edinmiş bir yayın olduğu için Yeni Şafak. Zira tüm cihetin üzerine geldiği o saldırganlığa karşı duran ve basın özgürlüğünün değerini bilmesi gereken bu gazete, şimdilerde ise muktedirin baskı ve dezenformasyon aracına dönüşüp, geçmişindeki o mirası yedi bitirdi.
4. İbrahim Karagül isimli komplo uzmanı gazetecinin yönettiği Yeni Şafak'ın, böyle bir çalışma için membaa gibi malzeme üretimi yapması, seçimimizde önemli bir rol oynadı. Hakkını verelim.
5. Son gerekçem de laf: Şafak ve ŞakŞak kelimeleri arasındaki "tensel uyum", beni böyle lanet bir yola iteledi, kahretsin.
E-yazıtı, iki yıldır yazmadığım Çekoslovak üzerinden yapmadım. Çünkü buranın müstakil bir medya eleştiri/paylaşım köşesi olmasını istedim. İlerleyen dönemde belki Gezi dışında gazetecilik üzerine başkaca paylaşımlar yapmaya - umarım - vaktim olur.
Bu yazıta slogan bakarken, elimde harika sayısıyla OT dergisi vardı. Ve onun da arka sayfasında, ellerini kavuşturmuş dirençli pozuyla, düşünür Nuri Pakdil ve sözleri. O zaten demiş diyeceğini, ben de aldım koydum logoya üstâdın dilinden... Şakşakçıları delirten tüm #duranadam'lara saygıyla.
Şevket F. Erbay